Rafine Şekerin Zararları

Rafine Şekerin Zararları

Günlük hayatımızda en çok kullandığımız besinlerden biri olan şeker, kimi zaman biz fark etmeden vücudumuza girmiş oluyor. Her ne kadar çayımızı ya da kahvemizi şekersiz içmeye özen gösterip şeker kullanımdan kaçsak da yediğimiz tatlılar, paketli ürünler ve hazır içeceklerin çoğunda şeker bulunuyor. Diyabet başta olmak üzere erken yaşlanma, obezite gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açan şekerden mümkün olduğunca uzak durmamız gerekiyor. Şeker protein, yağ, vitamin ya da mineral gibi hiçbir besin öğesi içermeyen ve vücudumuza zararları olan bir besin aslında. Yani vücudumuzun rafine edilmiş şekere hiç ihtiyacı yok çünkü şekerden elde ettiği hiçbir besin öğesi yok ve bağımlılık yaratan bir besin. Ne kadar çok şeker yersek vücudumuz o kadar çok şeker istiyor. Bunu önlemek için de şeker alımımıza dikkat etmemiz gerekiyor. Rafine şekerin zararlarından haberdar olmamız şeker kullanımımızı azaltmamıza yardımcı olabilir diye düşündük ve sizlere rafine şekerin zararlarını yazdık.

Karaciğer yağlanması

Rafine şeker ve yüksek miktarda früktoz içeren mısır şurupları vücudumuza girdiğinde onu metabolize etme görevi karaciğere düşüyor. Bu metabolize etme işlemi nedeniyle karaciğerimiz daha fazla çalışmak zorunda kalıyor ve zorlanıyor. Ayrıca fazla früktoz tüketimi gerçekleştiğinde karaciğerimizdeki trigliseridler yükseliyor ve karaciğerimiz yağlanıyor. Fazla şeker tüketiminin diğer zararları olan kilo artışı ve dolayısıyla obezite problemleri nedeniyle ortaya çıkan insülin direnci de karaciğerimizin yağlanmasını tetikliyor. Yani sağlıklı bir karaciğere sahip olmak için rafine şeker tüketiminden kaçınmamız gerekiyor.

Bağışıklık sistemimizin güçsüzleşmesi

Rafine şeker tüketimimiz arttığında vücudumuza faydalı olan vitamin ve minerallerin emilimi engelleniyor. Şekere benzer bir molekül yapısı olan C vitamini, fazla şeker tüketilmesi durumunda bağışıklık hücrelerimiz tarafından kullanılamıyor. Ayrıca rafine şeker vücudumuza girip sağlığımız için tehdit oluşturan mikropların gelişmesine ve çoğalmasına da ortam hazırlıyor. C vitamini kullanılamadığında ve vücudumuzdaki mikroplar arttığında bağışıklık sistemimiz güçsüz bir hale geliyor. Durum böyle olunca da soğuk algınlığından tutun kansere kadar birçok hastalığa karşı savunmasız hale geliyoruz.

Cildin kuruması

Rafine şeker tüketimimiz arttığında vücudumuz susuz kalıyor ve cildimiz bu durumdan çok hızlı bir şekilde etkileniyor. İhtiyaç duyduğu suyu alamayan cildimiz kurumaya başlıyor. Derimizde pul pul dökülmeler, kurumalar ve çatlamalar oluşuyor ve şeker tüketimi durmadıkça bu kuruluk artıyor. Ayrıca şeker molekülleri fazla miktarda olduğunda proteinlere bağlanıp onların yapısını değiştirme eğiliminde oluyorlar. Proteinlerimizin yapısı değiştiğinde cildimizin sıkılığını sağlayan kolajen ve elastin zarar görüyor. Bu yüzden de erken yaşta kırışıklık ve sarkma problemleri yaşanabiliyor.

Kalp krizi riskini artırması

Rafine şekerin trigliseridlerin yükselmesine neden olduğundan bahsetmiştik. Kötü kolesterol olarak bilinen LDL ve trigliseridler yükseldikçe damar tıkanıklığı riski de artıyor. Ayrıca kandaki şeker oranı değiştiği için kan basıncı yani tansiyon da etkileniyor. Hatta kanımızda plakalar oluşturarak tansiyonumuzun yükselmesine neden oluyor. Damar tıkanıklığı ve tansiyona olan etkileri nedeniyle kalp krizi riskimiz de oldukça artıyor. Tabii sadece kalp krizi değil, çeşitli kalp rahatsızlıklarının tetiklenmesine de yol açabiliyor.

Rafine şekerden uzak durmak istiyoruz tabii ki ama tatlıyı da hayatımızdan çıkarmak istemiyoruz. Bunun için yapılacak en güzel şey rafine şeker kullanılmadan sadece doğal şekerle yapılan Ermenek Helvası’nı denemek. Bir kere deneyin, bir daha vazgeçemeyeceksiniz.

  

2019-09-25T20:30:57+00:00